ÇÖZÜLMÜŞ BİR DÜNYA | A WORLD UNMADE
Azra Çelik, Bengi Kayra Artuç, Bengisu Kaya, Çağla Çakıcı, Çağrı Dizdar, Dilara Altınkepçe Arslan, Fatma Tuzluca, Gülbahar Gümüşten Çelik, İsra Doğan Umdu, Selçuk Pol, Şebnem Salgıncı, Şule Güzeller, Zeynep Akman
13.11.2025 - 14.12.2025

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Geleneksel Türk Sanatları Bölümü öğrencilerinin girişimiyle doğan Burada sergisi, ikinci edisyonuyla yeniden izleyici karşısına çıkıyor.
İlk kez 2023’te gerçekleştirilen serginin ardından Burada, bu yıl Nil Nuhoğlu küratörlüğünde “Burada 2025: Çözülmüş Bir Dünya” başlığıyla 13 Kasım – 14 Aralık 2025 tarihleri arasında offgrid art project’te izleyiciyle buluşuyor.
Azra Çelik, Bengisu Kaya, Bengi Kayra Artuç, Çağla Çakıcı, Çağrı Dizdar, Dilara Altınkepçe Arslan, Fatma Tuzluca, Gülbahar Gümüşten Çelik, İsra Doğan Umdu, Selçuk Pol, Şebnem Salgıncı, Şule Güzeller ve Zeynep Akman’ın eserlerinden oluşan sergi, geleneksel sanatların günümüzle kurduğu ilişkiye dair kapsamlı ve disiplinlerarası bir alan açmayı hedefliyor.
“Burada”, klasik yaklaşımların ötesine geçerek, geleneksel Türk sanatlarının toplumsal meseleleri, bireysel deneyimleri ve çağdaş estetik arayışlarını taşıyabilecek güçlü ve güncel bir ifade imkânı sunduğunu ortaya koyuyor.

Distopik dünyalar tek bir trajediyle ortaya çıkmaz; aksine, yavaşça ve fark edilmeden içimize sızar ve sonunda bildiğimiz tek gerçeklik haline gelirler. Sabit ya da tekil değildirler; aksine, aldığımız kararlara, desteklediğimiz sistemlere ve benimsediğimiz alışkanlıklara entegre olan, sürekli değişen ve evrilen durumlardır. Bu istikrarsızlık, çoğunlukla gelişim olarak kamufle edilen sürekli bir çöküşten doğar ve tanıdık olanın çatlamaya başladığı yerlerde varlığını sürdürür.
Bu durumda zaman bir labirent haline gelir; doğrusal ilerleme çöker ve bunaltıcı bir deneyime dönüşür. Anlar hem yankılanır hem parçalanır, hafif değişikliklerle tekrar eder ve bu da bizi ileri mi gidiyoruz, geriye mi dönüyoruz yoksa olduğumuz yerde mi duruyoruz diye düşündürür. Geçmiş bir anı olarak değil, bir varlık olarak var olur; gelecek ise belirsizdir—beklenen ama kafa karıştırıcı. Şimdiki zaman, hem tekrarlardan hem kopuşlardan oluşan bir alan haline gelir; anlamın sürekli olarak yeniden müzakere edildiği ve dünyanın bir bütünlük duygusunu reddettiği bir yer.
Bu kafa karışıklığı yaşadığımız çevrelere de yansır. Çevreler bolluktan kıtlığa, canlılıktan aşınmaya dönüşür. Düzeni sağlama arayışındaki rutinlerimiz sıklıkla hayatta kalma ritüellerine dönüşür; çöküşü yönetmek için samimi ve içgüdüsel hareketlerden yararlanırız. Bu istikrarsızlık içinde, çöküş kaos ve kontrol arasındaki çizgiyi bulanıklaştırır, güvendiğimiz sistemlerin kırılganlığını ve uzun vadeli istikrarı sağlama çabalarının beyhudeliğini açığa çıkarır.
Böylesi durumlarda direniş her zaman bariz değildir; genellikle yaratıcılığın, şefkatin veya birliğin küçük eylemleri şeklinde ortaya çıkar. Bu küçük ama etkili jestler, teslimiyet halini sorgular ve yeni olasılıkların ortaya çıkabileceği en küçük çatlakları yaratır. Ancak direniş bile belirsizlikle doludur: Bizi sınırlayan sistemlere karşı mı savaşmalıyız, taleplerine mi uyum sağlamalıyız yoksa onların çöküşünde bir anlam mı aramalıyız? Her karar, hayatta kalma ile direniş, dayanma isteği ile dönüşme arzusu arasındaki insan mücadelesini temsil eder.
Bu sadece bir mutsuzluk ya da zafer hikayesi değildir. Ortak gerçekliğimizdeki kusurları ortaya çıkarırken aynı zamanda dayanıklılığımızı, hayal gücümüzü ve en beklenmedik yerlerde anlam bulma yeteneğimizi de yansıtır. Bu bir son nokta değil, çöküş ve yeniden doğuşun bir arada var olduğu bir süreçtir. Kalanlarda güzelliği takdir etmemizi, anlam yaratmamızı ve şu soruyu düşünmemizi teşvik eder: Çöken bir dünyada nasıl yaşayabiliriz ve geride kalan parçalardan ne doğabilir?
Burada 2025, yalnızca bir sergi olmanın ötesine geçiyor; çöküş senaryolarının bugünkü ritimlerimizi nasıl şekillendirdiğini düşünmek için bir alan yaratıyor. Kaos ve kontrol arasındaki hassas dengeyi, aynı zamanda yıkıntılar arasındaki yenilenme olasılığını sorgulamamız için bize meydan okuyor. Tek bir bakış açısı sunmak yerine, sergi çöküşü sürekli değişen bir durum olarak betimliyor; manzaralar ve sessiz dayanıklılık eylemleri aracılığıyla ortaya çıkıyor. Bu senaryoların uzak olasılıklar değil, mevcut olanın içindeki uyumsuzluk ve kırılganlığın yansımaları olduğunu bize hatırlatıyor.
Küratör: Nil Nuhoğlu


Tuğçe Balcı
Tuğçe Balcı, 2001 yılında Kadıköy’de doğdu. 2016–2019 yılları arasında çeşitli atölyelerde aldığı sanat eğitimiyle erken yaşlarda üretim pratiğini şekillendirmeye başladı. 2024 yılında Hitit Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Resim Bölümü’nden mezun oldu. Sanatsal üretimlerini, DenizBank Genel Müdürlüğü’nde yürütülen ve İyilik İçin Sanat Derneği tarafından organize edilen “Pasajda Bir Yıl” programının 5. dönem sanatçısı olarak sürdürmektedir. Çalışmalarında, mekânın yıkımıyla belleğin katmanlarını ilişkilendiren sanatçı, özellikle “Yıkıntı Serisi”nde terk edilmiş yapılar, zamanın aşındırıcı etkisi ve hafızanın mekânsal izdüşümleri üzerine yoğunlaşır. Malzeme olarak beton, demir ve kumaş gibi hem sert hem geçirgen yüzeyleri tercih ederek, hem fiziksel hem düşünsel alanlar arasında bir geçit oluşturur. Son dönem üretimlerinde ise gerçeklikten uzaklaşan, düşsel ve ütopik bir dünya kurar. Bu dünyada zaman çizgisel değil, daireseldir; anılar ise sabit değil, dağınıktır. İzleyiciyi tanıdık olanla yabancı arasında salınan bir bilinç durumuna davet eder. Mimarlığın çöküşünü yalnızca yapısal bir yok oluş değil, aynı zamanda zihinsel bir çözülme biçimi olarak ele alır. Bu yapıtlar, izleyicinin yalnızca bakmasını değil, hatırlamasını da talep eder. Geçmişin kalıntılarından yeni bir görsel düşünme biçimi yaratma çabasıdır yıkıntıdan doğan anlam, boşluktan filizlenen varoluş
Nida Erdoğan
Nida Erdoğan, 1999 yılında İstanbul’da doğdu. Sanata olan ilgisi çocukluk yıllarına uzanan Nida, 2017–2021 yılları arasında Namık Kemal Üniversitesi Resim Bölümü’nde lisans eğitimini tamamladı. Klasik sanat eğitimiyle edindiği teknik birikimi, günümüzde Yıldız Teknik Üniversitesi Sanat ve Tasarım Enstitüsü’nde sürdürdüğü yüksek lisans programıyla çağdaş sanat pratikleriyle buluşturmaktadır Sanat, bireyin içsel çatışmalarını evrensel bir sahneye taşıyan bir tür psikolojik arkeoloji’dir. Sanatçının çocukluk travmasından filizlenen kuş fobisi ve düğüm formu, yalnızca kişisel bir hafızanın deşifresi değil, aynı zamanda insanın kolektif bilinçdışına dair bir haritadır. Burada, düğümler sosyal bir patoloji’nin izlerini taşır: Toplumların çözülmemiş travmaları, bireylerin sinir ağlarında düğümlenir, bedenlerde kristalize olur. Bu yerleştirme, sakin bir karmaşanın izlerini taşır. Her düğüm, çözülemeyen bir sorunun değil; çözülmesi gerekmeyen bir varoluşun kıvrımıdır. Ne düzensizdir, ne de tam anlamıyla düzenlidir. Her form, bir sessizliğin içinden kıvrılarak doğar; kendi çevresinde dolanır, bir merkez aramadan var olur. Sanatçının üretiminde merkezlenen düğüm formu, bu çalışmada artık travmanın çığlığı değil; o çığlığın zamana yayılan, bedene sinen yankısı olarak belirir. Bedenin iç mimarisine benzeyen bu kıvrımlar, ne tamamen içeride ne de dışarıdadır. İç ve dış, hatırlamak ve unutmak, benlik ve öteki burada birbirine karışır. “Olma Hâli”, bir yönelimi değil, bir mevcudiyeti temsil eder. Bu formlar ne ilerler ne de geriler; sadece var olmaya devam eder. Sabitlenmeyen ama dağılmayan, tanımsız ama tanıdık bir formda sürer. Bu yerleştirme, bir başlangıç ya da son değil; oluşun kendisidir. Düğüm, ne bir sonuca ulaşır ne de bir çözülmeyi arzular. Onun hareketi yavaştır, kıvrılarak sürer; tıpkı bellekte iz bırakmış bir düşüncenin zamanla form değiştirmesi gibi. Burada biçim, bir anlatıdan çok bir duruma dönüşür: Sakin bir karmaşa. Ve bu karmaşanın içinde, sadece bir tek şey vardır—olmak


Kardelen Erken
Kardelen Erken, 1997'de İstanbul’da doğdu. Avni Akyol Güzel Sanatlar Lisesi- Resim bölümü eğitimini 2015 yılında tamamladı. 2017 senesinde Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim bölümünde lisans eğitimine başladı. Lisans eğitimini tamamladıktan sonra 2023 yılında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Yüksek Lisans programına girdi. 2023 yılında ‘Pasajda 1 Yıl’ 5. Dönem sanatçısı olmaya hak kazandı. Sanatçı çocukluk yıllarına ait olan anılardan ve görsel imgelerden yola çıkarak anın geçici doğasını resmetmektedir. Çizgilerin, dokuların ve katmanların birbirleri ile iç içe geçtiği bu görsel dünyada, izleyiciyi doğanın sessiz anları ile buluşturuyor. Çizgi ve renklerin birbirleriyle olan iletişimi tarlaların sadeliğini ve karmaşıklığını aynı anda hissettiriyor. Saman tarlaları arasında yaptığı yürüyüşlerden, doğanın sakin ve dingin havasından esinlenerek, resimlerinde izleyiciyi de bu yürüme eylemine davet eder. Eserlerinde, jestüel fırça darbeleri ve yoğun boya katmanları ilk bakışta atmosferin ve anın geçiciliğini vurgularken, ön planda belirginleşen otlar ve doğa unsurları, hafızada kalan imgeler olarak öne çıkar. Sanatçının çalışmaları, çocukluğun özgürlüğünü ve toprakla kurulan derin bağı vurgulamaktadır.
Asya Nur Hasgül
Asya Nur Hasgül, 1999 yılında Ankara’da doğdu. Ankara Güzel Sanatlar Lisesi’nde Resim eğitimi aldı. 2021-2022 yılları arasında Fransa’da École supérieure d'art d'Aix-en-Provence Félix Ciccolini’de eğitim aldı. 2023 yılında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim Bölümü’nden mezun oldu. İyilik İçin Sanat Derneği’nin Pasaj’da Bir Yıl projesi 5.Dönem sanatçıları arasında yer almaktadır. Yaklaşık bir yıldır süregelen Vesikalık Müdahale ve Fotoğraf Müdahale adlı atölyelerinin yürütücülüğünü üstlenmektedir. Ankara Devlet Opera ve Balesi’nde Realizatör (Sahne Ressamı) olarak çalışmaktadır. Monologda Yas, bireyin yas sürecine ve kimliğin dönüşümüne dair içsel bir oyunu sahneye koyar. Bu seri, sanatçının farklı dönemlere ait otoportreleri aracılığıyla, bastırılmış duygular, kırılganlık, direnç ve yüzleşme temalarını işler. Her figür, bu içsel sahnede bir hamleye dönüşür; kimi zaman saldırgan, kimi zaman savunmacı, kimi zaman da sadece bekleyendir. Seri, bireyin zihinsel evrenini bir satranç tahtası gibi kurgular. Her portre, bir stratejiyi, her yazı yerleştirmesi, zihinde yankılanan bir düşünceyi temsil eder. Satranç, burada bir oyun değil; kontrol, kayıp, hesap ve dengeyi yöneten, sezgiyle örülü bir varoluş düzlemidir. Sanatçı, bu tahtada kendi benliğinin çoklu katmanlarını görünür kılarken, izleyiciyi de oyunun sessiz tanığı olmaya davet eder. Yağlı boyanın akışkanlığı, figürlerin duygusal çözülmesini görünür kılarken; pla filamentle oluşturulmuş kelime yerleştirmeleri, bellekte iz bırakan anlara maddesel bir karşılık sunar. Bu kelimeler, kimi zaman hatırlanmak istenmeyen bir düşünceyi, kimi zaman da tekrara düşen iç sesi temsil eder. Tahtaya dağılmış taşlar gibi konumlanan sözcükler, anlatının ritmini ve psikolojik gerilimini belirler.



Sevilay Nurten Şahin
Sevilay Nurten Şahin, 1997 yılında İstanbul’da doğdu. Lise eğitimini Aşık Veysel Güzel Sanatlar Lisesi’nde resim bölümü okuduktan sonra, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde Resim bölümünü tamamladı. Yalçın Karayağız atölyesinden (5) mezun olduktan sonra Mustafa Özel’in asistanlığını yaptı. İyilik İçin Sanat Derneği’nin Pasajda Bir Yıl projesi 5. Dönem sanatçıları arasında yer almaktadır. Şu anda DenizBank’ta bulunan Pasajda Bir Yıl atölyesinde üretimine devam etmektedir. “Bir pencerenin ardında saklı bir an; iki siluet, İçeride bir sıcaklık, dışarıda gece. Pencere yalnızca bir çerçeve değil, aşkın mahremiyetine dışarıdan bakan sessiz bir tanık. Sarılı duran iki figür, hem iç dünyalarını hem de birlikte kurdukları alanı koruyor. Işığın altındaki bu sahne, hem sade hem sonsuz bir yakınlığın ifadesi.
Fatih Şimşek
Fatih Şimşek, 1992 yılında Bartın’da doğdu. Ortaokul ve lise eğitimini Bartın'da tamamlayıp, 2010 yılında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi resim bölümüne giriş yaptı. Okul içi ve okul dışı sergiler ile birlikte diğer Sanat etkinliklerine katıldı. 2014-2015 yılı öğrenci değişim programıyla, Polonya, Varşova Güzel Sanatlar Akademisi’nde eğitim gördü. 2016 bahar dönemi Yalçın Karayağız atölyesinden mezun oldu. Kocaeli Güzel Sanatlar Fakültesi’nde canlı modellik yapmaktadır. Bu çalışma, yüzey ve figür arasındaki ilişkiyi sorgulayan çok katmanlı bir anlatımdan oluşuyor. Duvar dokuları, silikon ve spatula ile biçimlendirilmiş; zamanla yıpranmış, yer yer soyulmuş bir yüzeyi çağrıştırıyor. Bu fiziksel doku, yalnızca arka plan değil; resmin duygusal yükünü taşıyan bir katman olarak da işlev görüyor. Ortada yer alan kompozisyondaki figürler, bir grup halinde görünseler de, her biri kendi iç dünyasına çekilmiş bir duruş sergiliyor. İzleyiciye sunulan bu alan, malzemenin taşıdığı ağırlıkla birlikte izleyiciye zaman, hafıza ve birey olma hâli üzerine düşünmeye çağırıyor. Bu çalışma, hem bir sahne hem de bir iç mekân gibi, izleyicinin kendi iç yankılarını duyması için sessiz bir alan açmayı amaçlıyor.


Emir Furkan Tekkalmaz
Emir Furkan Tekkalmaz, 15 Temmuz 1997’de Eskişehir’de doğdu. 2011 yılında Eskişehir Güzel Sanatlar Lisesi’nde resim eğitimine başladı. Eylül 2015’te Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Resim Bölümü’nde eğitim almaya başladı. Üniversite eğitimi boyunca, Prof. Nedret Sekban, Dr. Ögr. Üyesi Ahmet Umur Deniz atölyesinde eğitim aldı. Seçmeli Uygulamalı Atölye olarak, Litografi Baskı eğitimi, ayrıca Fresco Atölyesi’nde Fresco, Sgraffito ve Secco Teknikleri, Vitray Atölyesinde Kurşunlu ve Mozaik Teknikleri ve Gravür Atölyesi’nde Gravür Baskı çalışmaları eğitimi aldı. Eylül 2019-Mart 2020 tarihleri arasında Fresco Atölyesinde Öğrenci Asistan olarak çalıştı. Ağustos 2020’de Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nden 3,41/4,00 not ortalaması ile mezun oldu. Desen, biçim,
açık–koyu ve renk ögeleri resmi oluşturan ana elemanlar olarak alındığında, resimlerimde, ağırlıklı olarak desen, biçim ve açık-koyu ögelerini kullanıyor ve bu ögeleri destekleyecek yardımcı öge olarak da rengi kullanarak, bir düzen oluşturmaya çalışıyorum. Belirli karşıtlıklarla oluşturduğum biçim anlayışımda, odak sıralaması; doluluk, boşluk; diyagonal karşıtlıklar, yataylar ve dikeyler bir kompozisyon içerisinde ön planda tuttuğum unsurlardır. Tanıklıklarım ve gözlemlerimden oluşturduğum resimler, benim kişisel sürecimi, zamansal değişimimi ve gelişim basamaklarımı gösteriyor. Bu serüvende resimlerimi oluştururken, belirli seriler belirliyor ve bu serileri ele alırken, “plastik karşıtlıkların, akılcılığın ve duygunun senteziyle ortaya çıkan formun etkisini” ön planda tutmayı ve göstermeyi hedefliyor
İyilik İçin Sanat Derneği Hakkında
İyilik İçin Sanat Derneği, Türkiye’nin sanat sahnesindeki en geniş ağa sahip sivil toplum kuruluşudur. Bir grup kadın sanatsever tarafından kurulan dernek, Türk sanatçılarının uluslararası platformlarda tanıtılmasını amaç edinmiştir. Son on yıldır, genç yeteneklerin görünürlüğünü artırmak için üretim alanları ve mentorluk fırsatları sağlayarak destek vermektedir.
Her hafta Salı günleri düzenlenen stüdyo ziyaretleri ve uluslararası sanat gezilerinden oluşan “Sanat Buluşmaları” sayesinde dernek, bugüne kadar 500’ün üzerinde etkinlik gerçekleştirmiş ve bu buluşmalar kararlılıkla devam etmektedir.
Dernek, “Pasajda Bir Yıl”, “Anadolu İzlenimleri”, “Atölye Cer”, “Alenen Sanat”, “Çocuk Akademisi”, “Atölye Habitat” ve “Sanat Elçileri” gibi uzun soluklu projelerle sanatı daha geniş kitlelere ulaştırmıştır. Sanatın dönüştürücü gücünden güç alarak sanat danışmanlığı alanında çeşitli kurumlarla iş birlikleri geliştirmiş ve Türkiye’nin 70 şehrinde aktif bir varlık göstermektedir.
Süre gelen projeleri sayesinde genç sanatçılara 4.000 saatten fazla yaratıcı üretim imkânı sunan dernek, koleksiyonuna 250’den fazla eser kazandırmış ve Türk sanat piyasasına 400 milyon TL’yi aşan bir katkı sağlamıştır.











